Dahası da var...

BAZI ERKEKLER KADINLARI ANLAMAYA ÇALIŞIR, DİĞERLERİ KENDİLERİNİ DAHA BASİT KONULARA ADARLAR, ÖRNEĞİN GÖRELİLİK KURAMINA... (EINSTEIN)



14 Mayıs 2012 Pazartesi

Az Kuru Az Sanat (Stop Motion)

Keyifli izlemeler...

   Bu sefer abimle birlikte bir deneme yaptık. Play-doh, fimo kullandık. Çok eğlendik kendi kendimize. Bir ara kavga da ediyorduk. Yok senaryoma karışıyorsun, vay efendim çekim hataları var. Senarist yönetmen kaprisleri yani bildiğiniz abi kardeş kavgası. Komikti. Ki oyuncumuz ayrı bir komik oldu. Kepçe kulaklı.
   Az kuru az sanat nerden geliyor onu da söyleyeyim. İstanbul'a gittiğimizde abim annem ben önce Tophane yakınlarında bir kurufasulyeci vardı. Orda az kuru az pilavı yiyip İstanbul Film Festivalinden bir film izledik.
Ya kuru üstü sanattı ya da az kuru az sanat :)) Sloganları sevdik o yüzden kullanalım dedik.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Alayımızı Boyar Bu Adam

   İlk defa okudum Erdal Demirkıran'ı. Parayı Bulunca Alayını Maviye Boyayacağım. Önyargı üzerine yazılmış iyi bir kitap. Hatta kitabın kapağını açar açmaz ilk önyargınızı veriyorsunuz. Bende yaptım zaten. İlk 180 sayfa ne diyor bu adam diye söylenirken geri kalan kısımda patır patır dökülüyor kelimeler. Ehm Öhm Hımm gibi garip ifadeleriniz oluyor ki ben bir yerde oha bile dedim.
  
    Mavi bir adam piyasaya sunulup yedi milyar insan nasıl maviye boyanır, hatta nasıl en zengin olunur sağolsun öğreniyoruz. Hatta hayatımızda zaten iki tane mavi var vazgeçemediğimiz. Biri kuşlu diğeri yazılı.
   
    Fantastik bir kitap gibi dursa da beyinlerimizin boyanmış olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Adamın tek söylemek istediği fabrika ayarlarınıza geri dönün. Çok mu zor bilmiyorum. Kesinlikle okuyun derim. Hatta istiyorsanız eğer göndereyim size :)

8 Mayıs 2012 Salı

Dahi Ve Deli: Escher

   Hangi resme bakarken zorlanırsınız? Ya da hangi resimde bu kadar paradoks, metamorfoz ve matematik vardır. Tabiki M. S. Escher de. Aslında grafiklerinin çoğunu biliyoruz. Hem de çocukluğumuzdan beri. Kesinlikle denemesini de yapmışızdır kareli harita metod defterlerinde.



   1898 yılında Hollanda'da doğan sanatçının okul hayatı hiçbir zaman iyi olmamıştır. Özellikle matematikte.(Dahilerin çoğunda görülen bir durum.) Kardeşi bir şekilde sevdirdi matematiği ve o da çizdiği grafiklerde matematiği simetri olara kullandı.



   Boyutlar arası geçişler, zaman ve mekan, kendini görebilme, sürekli aynı yöne gitme, sonsuzluk..  hepsini kullandı çizimlerinde.


30 Nisan 2012 Pazartesi

TTNET Genç Yeteneklerin Yanında!

TTNET’in “Yeteneğe Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek Projesi”yle, gençlerimiz yeni kariyer firsatlarını keşfediyor.

Bilişim sektörüyle tanışan gençler, aldıkları eğitimlerle iş hayatına hazırlanıyor.
TTNET, Türk ekonomisine destek oluyor. Siz de bu ücretsiz eğitimler hakkında bilgi almak için hemen tıklayın.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Dikkat Küfür içerir!!!

   AAA bir kıza yakışıyor mu böyle konuşmak? Niye yakışmasın. Çokta güzel duruyor bazı durumlarda. Herkes birbirine koyuyor da biz mi koyamıycaz. Lan ne alakası var olum. Sanki sizde hepsini gerçekleştiriyorsunuz. Sanal bünyenin konuşma dili küfürlü zaten. Hani sesli söylemeyip de içinden geçeni yazıyosun ya üç harfli kısaltmalarla 140 karakterin sonunda illa vardır bi bak dikkat et.
   Doğmadan önce bir tabela vardı da biz mi görmedik acaba DİKKAT SON ÇIKIŞ diye. Fani dünyaya hoşgeldiniz diye sizi eline alan hemşire birde poponuza vurmak suretiyle ilk ağlamanızı gerçekleştirmiş olur. Tebrik ederim. Bravo yani. Birbirimize ebelerimizle ilgili cinsel içerikli fantastik bilgiler verirken kendi ebemizle ilgili fantazi kuramadığımız içindir Eben Var mı? sorusu. Onun üzerinden oynarız. Hani hep kendi mutsuzluğumuzu başkasının üzerinden çıkarırız ya bu da onun gibi bir şey işte.

   Hani küçükken babasından azar yiyen çocuk bir kediyi tekmeler ya (hepsi değil tabi) hani büyüyünce de herkes tuttuğunu ...  gibi bir durum.
   Sinirlenmek acizlikmiş. Hassss... diyorum başka da birşey demiyorum. Şöyle uzun değil yarım saat haberlere bak biraz bakalım nasıl hissediyorsun kendini. Yahu iki yaşındaki çocuktan ne istediniz bencil pezemenkler. Kendini dövseydin hayattan alamadığın herşey için. kendini düşürseydin ranzadan puşt.
   Bizde zaten ilerde bizi öldürün diye doğuruyoruz sizi. Herşey güllük gülistanlık değil güzel arkadaşım. Birbirimizi yiyiyoruz. birbirimize tecavüz ediyoruz nasıl bir sapkınlıksa. Evlendiğimiz kadınlara da bunu yapıyoruz ya da evlendiğimiz çocuklara. Hem de zorla içine girerek onu bir şekilde öldürmek için yapıyoruz. Sonra o küçük kadın kimden çıkarıcak bu hayattan alamadıklarını. Nasıl hesap vericez? Biz sizin için bir şey yapamıyoruz. Kusura bakma kocandır yapar be yavrum. Biz alıştık milletçe bu tecavüzlere, ölümlere, şiddete.. O yüzden kendimizi kurtarmaya bakıyoruz. Sende bir gün öldürülmezsen tuttuğunu...
   Hani hepimiz kardeştik. Noldu olum bize. Her yerde yazıyor da niye kimse inanmıyor bu duruma. Bangır bangır hatta bağıra bağıra dinden bahsediyoruz da niye kimse açıp okumuyor ne yazıyor diye. Başkasından duyduğun şey gerçekten ne kadar doğru hiç düşünme emi sen. Öyle bak, dinle, izle. Sadece tek bir taraf ol aman yoksa nolur bilemeyiz.
  
  

18 Nisan 2012 Çarşamba

Hafta Sonu Van Gogh

Klasik müzik eşliğinde Van Gogh tablolarında gezinmek gerçekten müthişti. Çok profesyonel bir organizasyon olmuş Van Gogh Alive. İstanbul'da iseniz kaçırmayın derim. Ankara'ya da Ekim de gelecek doymadım bir daha giderim sanırım.  






10 Nisan 2012 Salı

Bonibonların Dansı (Stop Motion)

İlk Stop Motion denemem. Nasıl olmuş bir bakın bakalım. 232 fotoğraf karesi ile tamamladım. Windows Movie Maker ile birleştirdim. Buna benzer birçok program var ama bende bu vardı. Bakalım belki diğerleri için başka programlar da kullanabilirim. Oyuncularım Bonibonlar. Oyuncularını yiyen yönetmen ben tabiki :) 
Teşekkürler:
Abime (Neco) tripodu unutmadan getirdiği için ve ne yapsam arkasında durduğu için,
Bado'ya verdiği fikirler için,
Nikon'a
Tabiki Kent ürünü Bonibon'lara
Müzik için Tchaikovsky'e muhteşem bestesi için (Swan Lake - Dance of the Little Swans)
Tüm arkadaşlarıma da ayrı ayrı teşekkür ederim destekleri  için. Keyifli izlemeler...

Hayat Tam Olarak Elimizdeyken...


Hayat devam ederken ölüyoruz. Başkalarının hayatı akıp giderken biz o zaman çizgisinden siliniyoruz. Tamamen silinmek mümkün değil. Çünkü birileri hep hatırlar. Sevmeye devam eder...

Birgün herşey bir anda bitebilir. Ki kesin olan şey bu. O yüzden zamanı hep güzel değerlendirmek lazım. Hep keşfetmek lazım, öğrenmek lazım, bilmek lazım, görmek lazım...
Kesin çizgiler, katı kurallar koymadan yaşamak lazım. Hergün bakış açımızı biraz daha değiştirsek nolur?
Biliyorum hepimiz sinirliyiz, gerginiz, üzgünüz ve en çokta yalnızız. Bir türlü mutlu olamıyoruz. E kardeşim boş otuma o zaman demez mi insanoğlu? E ama benim vaktim yok, e ama bunu almadan onu yapamam bıdı bıdı.. 

Arkadaşım aklından o anda ne geçiyorsa ki sınırları zorlamadan yapmak lazım. Üretmek, inanmak, istemek lazım. Çünkü herşey çok kısa. Zamanın akışı zaten belli aa bu olay daha yeni olmadı mı derken bir bakıyoruz zamanaşımına bile uğramış.

Ön yargıları atmak lazım, egoları biraz düşürmek lazım zordur bunu yapmak, büyük konuşmamak lazım akabinde ve detayında başımıza gelir, ne biliyim şükretmek lazım, bir canlıyı incittiğimizde özür dilemek lazım. Zor mu aslında değil?

Düşüncelerimizi özgür bırakmak lazım, her zaman bizim doğrularımızı başkaları kabul etsin diye diretmemek lazım, olayların arka planlarına bakmamız lazım..

En zoru bir ölüye aşık olmaksa yaşarken ne yapmamız lazım???

6 Nisan 2012 Cuma

Selvi Boylum Al Yazmalım...



Selvi Boylum Al Yazmalım, Çiçek Abbas, Devlerin Aşkı.. Çok beğendim...

Kremden Kozmetik Devine: Helena Rubinstein

"Çirkin kadın yoktur, tembel kadın vardır."

Parlak bir öğrenci değildi ve ufukta zorla evlendirilme tehlikesi vardı. Evden kaçıp Australya'ya amcasının yanına gitti. Ordaki kadınların yüzlerinin tozdan ve aşırı güneşten bozulduğunu fark etti. Annesinin kimyager arkadaşının verdiği güneş kremi kadınların dikkatini çekmeye başlamıştı. Garsonluk ve dadılık yaparak para biriktirdi.

Helena aldığı 100 pound borçla ilk güzellik salonunu açtı. Creme Valeze adıyla satmaya başladığı kremi 10 penny'ye mal ediyor büyük bir kar marjıyla 6 şilin'e satıyordu. Avustralya!nın güneşi helena'nın ceplerini doldurmaya başlamıştı.

Bu iş sadece krem satmakla olmayacaktı. Dünyada güzelliğe ihtiyaç duyan milyonlarca kadın vardı. İşini iyice öğrenmek için Paris'e gitti.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...